yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

GİZEMİN İÇ SESİ

Yazılar » GİZEMİN İÇ SESİ

 

 

İçimin ihlalinde bir beyit saklı aslında kaportasını düşlerimin yeni tamir ettirdiğime dair bir lal acı.

 

Sulu sepken nidaları ile kesişti yolum her aksayan şiirin cereyan yüklü dizelerine teslim ettiğim bakir ruhum.

 

Bir kanadın meşrebinde, yorgun kuşların uykusuna tanığım bir de yalancı seyislerin bineği hangi halet-i ruhiye ise, ben cepkenlerinde ömrün dörtnal gidiyorum bir ahkâmın peşinde kundaklanan benliğim bir de sureti sarı benizli adamlarla çevrili istilası gölgemin.

 

Yandığıma biat içemediğim buzlu su bir de kaynar suyun altında günahlarımı yıkayıp arınmakla iştigal beşi bir yerde kaygılarım.

 

Zaruri bir edime teslim ediliyor içimdeki yaralı dil sonrası malum: bir kelama yenik düşen avangart yankısı içimdeki diri özlemler şaha kalkmışken…

 

Hangi dar cepheli mesken yine korunaklı bir dünyaya teslim olmak gayretiyle, düştüğüm bu tali yol.

 

Kötü yola düşen mısralardan çekmedim mi en kötü elemle sırnaşık bir hüzne çanak tuttuğum geniş mezhepli bir ürkeklik ile deli fişek gölgeler oynaşırken içimin aksıran aksanlarında…

 

Bizim muhite geldik madem şimdi ayrılma vaktidir: yolcu yolunda gerek… dememe ne hacet? Artık hangi yolsa düşkünlüğümün geçtiği; hangi ırmak ise kuru hecelerime ilham…

 

Düşünmekle yapmak arasında gidip geldiğim ve ansızın seğirten bir metazori gülümseme: güllerin şahı hangi daldaysa benlik bir güdüm ile kopartmalıyım dalından ve yeniden batmalı dikenler en derine ve derime boydan boya yine hicabın inkılâbında bir geveze bülbül musallat olmuşken başında musalla taşımın…

 

Taşıma suyuyla ne dönüyorsa ve hangi atıl kapta kaldıysa bir yudum su ne de olsa şimdime öykünmeyen bir dün’ün isim annesiyim.

 

Şehla beyitler fink atıyor boş sayfada ve boş gözlerle etrafını süzen genç irisi imgeler zevkten dört köşe oysaki hüzün vaktim ve gel-geç olası ne ise aşkın rahmetine delalet ben bir körebeyim içime düşkün dışımda kayıplar ötesi kazanım babında bir gül daha biterken kökünü kurutamadığım yedi verenler mağarasında yedi uyuyanlarla hasbıhal ettiğim gönül pazarına serdiğim acımaklı düşlerimin bir alıcısı yok iken.

 

Zamandan yana kaygımı dünde bıraktım sanırım bir lahit benzeri esefle içimdeki kıyıma dur, demekten imtina edip devam ettim garip bir devran; gaipten gelen seyrüseferi mabedimin tapınağında, zaruri bir iştigal için için öykünüp, düşlerim semirirken ve kurdeşen döken bir cümleye acil müdahale yaptığım.

 

Öncesi sarıp sarmalıyorum sonra da boğazına sarıldığım her kelimeyi cımbızla çekip bir bir seriyorum sayfaya: sayfa da sayfa hani: kelamın esareti bitmeden, yılkı atlarının kişnemesi dinmeden…

 

Gölgelerimi dün aldırdım gerçekler dünyasında ve bayat ekmeği doğradım gözyaşıma muhtaç o kuruluğu ile nemli beyitlere can olmak adına.

 

Kölesiyim madem bunca duygunun, hayatın rehavetine nasıl toz kondururum?

 

Göğün aralıklı gürültüsüne tanık gece ben zaten kuramlara inat kura çekiyorum aklımın iplerinde salınan ümit benzeri bir terennümle ne zamanki kesişse yolum.

 

Hünkârıyım ömrün ve sultanıyım yüreğin belki hiçliğime atıfta bulunduğum her günü mimlerken Tanrı, ben sükûtun tok sesiyim yine afakî bir sancıdan çıkıp da yola varmak değil de varmamak takıntıma sahip çıktığım.

 

Külleri uçuşuyor madem içimdeki mamalarla büyüyen o minnacık çocuğa giydirdiğim kefenle ben bir büyüteç görevi görürken her şiire bir bir musallat olan iç sesimde depreşen o yanılgı.

 

Gizemin iç sesiyim; aşkın bam teli ve üstüme ne zaman serildiyse ölü toprağı canlandığımın kanıtı her gece güne varmadan geceyi boykot ettiğimin de resmigeçidi adeta yazmakla mükellef ve memnuniyet dolan ruhuma iştiyaklarla bir bir müdahale etmekten haz aldığım basit bir denklem içimi dışımla çarpıp, aslıma vakıf ve düzene inat, düştüğüm yolda düşmeyi değil de uçmayı şiar edindiğim tıpkı marazi bir kanatta takılı o umut zerresine haiz olmanın verdiği haz ve müteşekkir olduğum Rabbimin de bir sunumu iken ihlâslı yüreğim.

 

 

 

(0)

Henüz yorum yapılmamıştır.