yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

İÇİMDE BİR ŞEHİR ÖLÜYOR

Yazılar » İÇİMDE BİR ŞEHİR ÖLÜYOR

İçimin muğlâk dozajında bir şehir ölüyor.

Yalpalıyor ayakları ölü prensesin

Aslına sadık bir sevgili diliyor yürekten

Tanrı’sına vakıf Kül kedi

Zorluktan kasıt

Kolaycılığa kaçtığının resmigeçidi.

 

Bir şehir büyüyor kucağındaki düşlerin

Delip geçen gözlerinin mavisinde kayboluyor adam;

Belki ela ötesi renklerin

Vakur dansı

Yine yeniden, demenin zafiyeti

Ön koşul:

Karşılık beklemeden sevmeyi

Şerh düşen Polyanna.

 

Aslına direnen şehrin kabadayılarının

Dününü unutan bakir imgelerin

Tasası aslında:

Göl durgunluğunda bir şiire

Sererken umutları…

 

Zaman yalpalıyor, mirim. Dünde kaykılmışlığımla sahip çıkmanın tadına varamıyorum artık.

 

Düşkün mizacında kayıp sevgilimin, yalın seyri var tebaanın yine direncin izdüşümü sonrasını yok sayan bir zaman dilimi adeta ölümsüzlüğün pervasız büklümleri sonra da zapt etmek acıyı ve acımadan sevip, acıtmadan sahip çıkmak.

 

İçimin ikramlarında çokça ölü var: ölü doğan çocuklarımdan tut ölümsüzlüğün kulaklarında zil çalan ölü zangoç belli ki zaman da yalpalıyor yine kördüğüm mizacımın abuksubuk pervasızlığı.

 

Koruyor titrini sarı laleler. Buğusunda şehrin büyü var aslıma mukayyet olmak adına yoldan çıkmış düşüncelerimi kasıntıyla lav etme istemim.

 

Göğün derinliklerine kulaçlar atıyorum aklımın merhalelerinde.

 

Dibi geldi sorularımın yoksa saçlarım asla boya değil ve kelamım da asla çalıntı olabilir mi?

 

Gözlerimin rengine boyadım ben sevdiklerimi: bazen yeşiller bazen ela.

 

Güneş de pek bir arsız.

 

Sadık sıcaklığına yüreğimin: o ısıtıyor ben ise seviyorum sonra yer değiştiriyoruz: o seviyor ben ısıtıyorum.

 

Rotamı çevirdiğim merhamette fasiküllerce hikâye derliyorum kimsenin okumadığı belki de okumaya kıyamayıp yine de yırtmayı düşünmediğim.

 

Ne çok yırtık etek var ve kaçık çorap. Ben de kaçtım demin: önce köhne bir lenduhadan firar ettim sonra da aşkın mezhebinden aşırdım özlemimi.

 

Kayboldukça büyüyorum ben.

 

Küçülmekle iştigaldim hâlbuki.

 

Yine de ortayı bulmalı, deyip bu sefer gizleniyorum.

 

Surelerde saklı ne çok İlahi duygu zira aslıma sadığım belki de sandıklarımla büyüyor ve ket vuruyorum tüm acılara.

 

Sanmadıklarım ise sandık sandık.

 

Dün menşeli bir öykü buyuruyor içimin beyitleri, ölü kahramanlar aniden diriliyor sonrası malum: ölüyorum her masal bittiğinde.

 

Kurgulasam da ömrü sadece kâğıtta asılıyım.

 

Andıkça adını ölümün, sağ gösterip sol vuranlardan yana kaygım.

 

Bir menkıbe olma ihtimalim var aslında bir redif kadar karışık bir yürek kadar kaos yüklü.

 

Şimdi ne dedim ki?

 

Yol yorgunuyum.

 

Sevgi mağduruyum.

 

Aşkın cüssesine sadığım elbette oysaki kendi cüssemde cübbeler uçuşuyor yine aklımın mücbir sebeplerle yitirdiğime kani sonrası malum.

 

Ezkaza kaybolsam da yoksa kayıp addedilen hikâyelerde mi büyüyorum? Astığı astık kestiği kestik biri de değilim hani bu yüzden sus’larla büyümek pek bir makbulüm.

 

Öğretiler.

 

Öğrencilerin tek kaygısı iken sınıf atlamak ben sadece mutfaktaki rafları atlıyorum.

 

Dün de öğrenciydim ama asla bir üst sınıfa geçmedim.

 

Büyüdükçe küçülmek ne hoş/muş zaten gözümde büyüttüklerim değil mi kimliğimi sorgulamama vesile?

 

Bir zaman diliminde bir dirhem soru ile örtüyorum ayıplarını tüm kayıp cevapların.

 

Körebe oyunun adı belki de saklanıp sonsuza kadar gitmeye ant içmiş.

 

Annemden emdiğim süt de nasihat de hala kursağımda ne zaman acıksam ve canım yansam yudumluyorum usul usul.

 

Kuytularda hoşluklar saklı ve hoşluklarda gizem.

 

Uyudum işte.

 

Uyuttum da düşlerimi.

 

Ölmenin tadı mademki böyle çıkıyor/muş… dokunmayın asla cümlelerime ne de olsa onlar benim vicdan yastığım hem ölümü tensiye ettiğim hem de unutulduğumu unuttuğum saçmalıklarım, saçma yemiş yüreğimde kalan son izleri aslında gerçeklerin, hiçbir gerekçe göstermeden yazmakla iştigal sevda masalım…

 

 

(0)

Henüz yorum yapılmamıştır.